HMK m. 237, hâkimin yemin eden kimseye 'yeminin konusu ile bağlantılı' sorular sorabileceğini düzenlemektedir. Bu yetkinin sınırları nelerdir? Hâkim, yemin konusu vakıa ile ilgisi olmayan ancak davanın çözümü için önemli olabilecek başka bir konuda yemin eden tarafa soru yöneltebilir mi? Bu durumun hukuki sonuçları ne olur?
HMK m. 237'de düzenlenen hâkimin soru sorma yetkisi, sınırsız bir yetki değildir. Madde, bu yetkiyi iki açıdan sınırlandırmıştır: 1) Amaç: Sorular, yemin edilen konudaki eksik noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak amacını taşımalıdır. 2) Konu: Sorular, mutlaka 'yeminin konusu ile bağlantılı' olmalıdır. Hâkim, yeminin konusu dışında kalan, ne kadar önemli olursa olsun başka bir vakıa hakkında yemin eden tarafa soru soramaz. Yemin, kesin bir delil olduğu ve konusu önceden belirlendiği için, bu konunun dışına çıkılması 'yemin delilinin' kapsamının genişletilmesi anlamına gelir ki bu hukuken mümkün değildir. Eğer hâkim bu sınırı aşarak konu dışı bir soru sorarsa ve taraf bu soruya yemin altında cevap verirse, bu beyan yemin delili olarak kabul edilemez. Bu durum, hukuka aykırı delil elde etme sonucunu doğurabilir ve yargılamanın adilliğini zedeleyebilir. Taraf veya vekili, hâkimin sorduğu sorunun yemin konusuyla bağlantısız olduğuna dair itirazda bulunabilir ve bu durumun tutanağa geçirilmesini talep edebilir. Hâkimin bu yetkisini, delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesiyle değil, yemin delilinin katı ve şekli kuralları çerçevesinde kullanması gerekir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-237-yemin-konusunun-aciklattirilmasi.html).