Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu (TCK m. 281), 'şahsi cezasızlık sebebi' olarak hangi durumu düzenlemiştir? Bir kişinin, işlediği hırsızlık suçuna ilişkin delil olan çalıntı eşyayı yakması durumunda, hem hırsızlıktan hem de TCK m. 281'den mi cezalandırılır? Bu ilkenin ceza hukuku dogmatiğindeki yerini ve mantığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193436

TCK m. 281/1'in ikinci cümlesi, 'Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez.' diyerek önemli bir şahsi cezasızlık sebebi düzenlemiştir. Bu ilkenin temel mantığı, hiç kimsenin kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya veya aleyhine delil sunmaya zorlanamaması (nemo tenetur se ipsum accusare) ilkesinin bir uzantısıdır. Kanun koyucu, suç işleyen bir kişinin, yakalanmamak veya cezadan kurtulmak amacıyla kendi suçunun delillerini ortadan kaldırmasını, insan doğası gereği beklenen bir davranış olarak görmüş ve bu eylemi ayrıca cezalandırmamayı tercih etmiştir. Dolayısıyla, bir kişinin işlediği hırsızlık suçunun delili olan çalıntı eşyayı yakması, TCK m. 281 kapsamında ayrı bir suç oluşturmaz ve bu eylemden dolayı ceza verilmez. Kişi sadece hırsızlık suçundan (ve eğer eşya başkasına aitse ayrıca mala zarar verme suçundan) sorumlu tutulur. Ancak bu şahsi cezasızlık sebebi, sadece TCK m. 281 için geçerlidir. Eğer fail delili yok ederken başka bir suç işliyorsa (örneğin, delili yok etmek için bir kamu görevlisine rüşvet veriyorsa), o suçtan ayrıca cezalandırılır. Bu cezasızlık hali, başkasının işlediği bir suçun delillerini yok eden kişi için geçerli değildir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/suc-delillerini-yok-etme-gizleme-degistirme-delil-karartma-sucu.html).