5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nda, suça sürüklenen çocuklar hakkında soruşturma evresinde tutuklama kararı verme yetkisinin hangi mahkemeye ait olduğu konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtay, bu boşluğu CMK'nın genel hükümleri çerçevesinde nasıl doldurmaktadır? 'Koruyucu ve destekleyici tedbirler' ile 'ceza muhakemesi tedbirleri' arasındaki ayrımın bu konudaki önemini açıklayınız.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2007/4265 E., 2007/3641 K. sayılı kararında da analiz edildiği üzere, 5395 sayılı Kanun'da soruşturma evresinde tutuklama kararını hangi merciin vereceği açıkça düzenlenmemiştir. Kanunun 42. maddesi, hüküm bulunmayan hallerde CMK hükümlerinin uygulanacağını belirtir. CMK m. 101/1'e göre ise soruşturma evresinde tutuklama kararı 'sulh ceza hâkimi' tarafından verilir. Yargıtay, bu noktada 'koruyucu ve destekleyici tedbirler' ile 'ceza muhakemesi tedbirleri' arasında önemli bir ayrım yapmaktadır. Çocuk Koruma Kanunu'nun 5. vd. maddelerinde sayılan ve çocuk hâkiminin karar vereceği belirtilen tedbirler, 'koruyucu ve destekleyici' nitelikteki (danışmanlık, sağlık, barınma vb.) tedbirlerdir. Tutuklama ve adli kontrol (CMK m. 109) ise birer 'ceza muhakemesi tedbiri'dir. 5395 sayılı Kanun, ceza muhakemesi tedbirleri konusunda özel bir yetki kuralı getirmediği için, CMK'daki genel kuralın uygulanması gerekir. Dolayısıyla, suça sürüklenen çocuk hakkında soruşturma evresinde tutuklama veya adli kontrol kararı verme yetkisi çocuk hâkimine değil, görevli Sulh Ceza Hâkimliğine aittir (kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-109-madde-cmk/).