Bir boşanma davasında, davalı tarafın delil listesinde gösterdiği beş tanıktan sadece ikisi dinlenmiş ve mahkeme bu iki tanığın beyanını yeterli görerek diğer tanıkları dinlemeden hüküm kurmuştur. Davalı, diğer tanıkların dinlenmesinden açıkça feragat etmemiştir. Bu durum, HMK m. 27'de düzenlenen 'hukuki dinlenilme hakkı' ve HMK m. 241'deki 'tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi' kuralı açısından nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (E. 2017/2707) yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193397

Bu durum, hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) ihlali niteliğindedir. Hukuki dinlenilme hakkı, tarafların iddia ve savunmalarını destekleyen delilleri sunma ve bu delillerin mahkemece değerlendirilmesini talep etme hakkını da içerir. HMK m. 241, mahkemeye, 'gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verme' yetkisi tanımıştır. Ancak bu yetki, keyfi bir şekilde kullanılamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2707 E., 2018/1998 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu kuralın uygulanabilmesi için ispat edilmek istenen hususun dinlenen tanıklarla 'yeter derecede' aydınlanmış olması gerekir. Eğer dinlenmeyen tanıkların, dinlenen tanıklardan farklı veya davayı aydınlatacak yeni vakıalar hakkında beyanda bulunma ihtimali varsa, mahkemenin bu tanıkları dinlemeden hüküm kurması hukuka aykırıdır. Özellikle tanıkların hangi vakıa hakkında dinleneceği sınırlandırılmamışsa, dinlenen iki tanığın beyanıyla tüm hususların aydınlandığını varsaymak mümkün değildir. Davalı, dinlenmeyen tanıklarından açıkça feragat etmediği sürece, mahkeme bu tanıkları usulüne uygun olarak davet edip dinlemekle yükümlüdür. Aksi halde, savunma hakkı kısıtlanmış olur ve bu, bozma sebebidir (www.zulkufarslan.av.tr/taniklarin-dinlenilmemesi/).