5237 sayılı TCK'nın 22. maddesinin gerekçesinde, taksirli suçlarda kusurluluğun belirlenmesi için bilirkişi incelemesine başvurulabileceği, ancak bilirkişinin görevinin sınırının ne olması gerektiği belirtilmiştir?
TCK m. 22'nin gerekçesinde, taksirli suçlarda bilirkişi incelemesinin rolü ve sınırları net bir şekilde çizilmiştir. Gerekçeye göre, ölümle sonuçlanan bir ameliyat veya trafik kazası gibi olaylarda, işin tekniğine ilişkin konularda (tıbbi müdahalenin tekniğine uygun olup olmadığı, sürücünün hangi trafik kuralını ihlal ettiği, aracın teknik bir arızasının olup olmadığı gibi) bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Ancak, bilirkişinin görevinin sınırı, bu 'teknik tespitlerle' sınırlı olmalıdır. Gerekçede, 'Bunun dışında, bilirkişi tarafından münhasıran hâkimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamalıdır.' denilmektedir. Yani bilirkişi, 'sanık %75 kusurludur' veya 'sanık asli kusurludur' gibi hukuki bir sonuç olan 'kusurluluk değerlendirmesi' yapamaz. Bu, hakimin yetki alanına bir müdahale olarak kabul edilir. Bilirkişi sadece teknik verileri, yani 'kimin hangi kuralı ihlal ettiğini' saptar. Hakim ise, bu teknik verileri ve dosyadaki diğer tüm delilleri bir arada değerlendirerek, sanığın kusurlu olup olmadığına ve kusurunun derecesine, normatif bir değerlendirmeyle kendisi karar verir. (www.zulkufarslan.av.tr/yayaya-ceza-verilir-mi/)