TCK m. 157'de tanımlanan dolandırıcılık suçunun manevi unsuru açısından, failin kastının neleri kapsaması gerekir? Failin, mağdurun zarara uğradığını bilmemesi durumunda suç oluşur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193297

Dolandırıcılık suçu, kasten işlenebilen bir suçtur ve taksirle işlenemez. TCK m. 157'nin madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, suçun manevi unsurunu oluşturan kastın, suçun tüm maddi unsurlarını kapsaması gerekir. Buna göre failin kastı şunları içermelidir: 1) Yaptığı davranışların 'hileli' olduğunu ve karşı tarafı 'aldatıcı' nitelikte olduğunu bilmelidir. 2) Bu hileli davranışların etkisiyle, mağdurun veya bir başkasının malvarlığında bir 'zarar' (eksilme) meydana geleceğini bilmelidir. 3) Kendi veya başkasının malvarlığında ise bir 'yarar' (artma) meydana geleceğini bilmelidir. 4) Hileli davranış ile ortaya çıkan zarar ve yarar arasında bir 'illiyet (nedensellik) bağı' olduğunu bilmelidir. Dolayısıyla, failin, yaptığı hileli davranışlar sonucunda mağdurun zarara uğradığını bilmemesi veya bu sonucu öngörmemesi durumunda, suçun manevi unsuru olan kast gerçekleşmemiş olur ve dolandırıcılık suçu oluşmaz. Bu bilme, doğrudan kast şeklinde olabileceği gibi, neticenin gerçekleşmesini olası görüp kabullenme şeklindeki olası kastla da olabilir. (www.zulkufarslan.av.tr/kamu-kurumunun-arac-olarak-kullanilmasi/)