Miras sebebiyle istihkak davasında (TMK m. 637) davalının, tereke malını 'zamanaşımı yoluyla kazandığını' ileri sürememesinin hukuki gerekçesi nedir?
Miras sebebiyle istihkak davasında davalının, elinde bulundurduğu tereke malını olağan veya olağanüstü zamanaşımı (TMK m. 712, 713) yoluyla kazandığını ileri sürememesinin hukuki gerekçesi, bu davanın niteliğinden kaynaklanır. Miras sebebiyle istihkak davası, davacının 'mirasçılık sıfatına' ve bu sıfattan doğan 'üstün hakkına' dayanan, kişisel niteliği ağır basan bir davadır. Bu davada temel uyuşmazlık, malın mülkiyetinden ziyade, tarafların tereke üzerindeki 'mirasçılık haklarının yarışmasıdır'. Davalı, malı elinde bulundururken kendisini 'mirasçı' zannetmekte, ancak davacı daha üstün bir mirasçılık hakkına sahip olduğunu (örneğin, kendisinin öz evlat, davalının ise evlatlık olduğunu) iddia etmektedir. TMK m. 638'de bu durum 'Miras sebebiyle istihkak davasında davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez.' şeklinde açıkça düzenlenmiştir. Kanun koyucu, mirasçılık haklarının korunmasını, mülkiyetin zamanaşımıyla kazanılmasına ilişkin genel kurallardan üstün tutmuştur. Davalı, ancak TMK m. 639'da düzenlenen ve bu davaya özgü olan 1, 10 ve 20 yıllık özel zamanaşımı sürelerinin dolduğunu ileri sürerek davanın reddini talep edebilir, mülkiyeti kazandığını iddia edemez. (ayboga.av.tr/istihkak-davasi/)