TCK m. 186'da düzenlenen bozulmuş gıda ticareti suçunda, eylemin 'resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek' kapsamında işlenmesi nitelikli bir hal iken, Yargıtay'ın 'yemek şirket yöneticiliği'ni bu kapsamda saymamasının altında yatan 'meslek' ve 'ticari faaliyet' ayrımı nedir?
Yargıtay'ın bu yorumunun altında, TCK m. 186/2'deki 'meslek ve sanat' kavramını dar yorumlaması yatar. Buradaki ayrım şöyledir: - Meslek ve Sanat: Bu kavram, genellikle kişisel bilgi, beceri, eğitim ve uzmanlık gerektiren, icrası için devletten özel bir izin, ruhsat veya yetki belgesi alınan faaliyetleri (doktorluk, eczacılık, gıda mühendisliği gibi) ifade eder. Bu meslekleri icra eden kişilere toplum tarafından özel bir güven duyulur ve bu kişilerin özel bir özen yükümlülüğü olduğu kabul edilir. - Ticari Faaliyet: 'Yemek şirket yöneticiliği' ise, bir sermaye organizasyonu olan ticari bir işletmenin idaresidir. Bu, kişisel uzmanlıktan çok, ticari bir organizasyonun yönetilmesi faaliyetidir ve 'meslek'ten ziyade 'ticari bir faaliyet' olarak görülür. Yargıtay, kanun koyucunun nitelikli hal ile cezalandırmak istediği durumun, kişisel uzmanlığına ve resmi iznine duyulan güveni kötüye kullanan 'meslek mensupları' olduğunu, genel bir 'ticari işletme yöneticiliği'nin bu özel tanıma girmediğini kabul etmektedir. Bu, ceza hukukundaki 'kanunilik' ve 'dar yorum' ilkelerinin bir sonucudur. Her ticari faaliyet, kanunun aradığı anlamda 'resmi izne dayalı bir meslek' olarak nitelendirilemez. (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/bozulmus-veya-degistirilmis-gida-veya-ilac-ticareti-sucu-cezasi-nedir.html, Yargıtay 20. CD - Karar : 2016/2955)