Düşük stopaj ödemek amacıyla iki farklı kira sözleşmesi yapılması durumunda, Yargıtay'ın yüksek bedelli sözleşmeyi geçerli kabul etmesinin temelinde yatan 'muvazaa' teorisindeki 'gizli anlaşma' unsuru nasıl ortaya çıkmaktadır?
Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla yaptıkları görünürdeki işlemin (sözleşmenin) kendi aralarında geçersiz olduğu, asıl iradelerinin ise gizli bir anlaşmaya yönelik olduğu hukuki bir durumdur. İki farklı kira sözleşmesi olayında, bu teori şu şekilde işler: - Görünürdeki İşlem: Vergi dairesine ibraz edilen 'düşük bedelli' kira sözleşmesi, tarafların üçüncü kişiyi (vergi dairesini) aldatmak için yaptıkları muvazaalı, yani görünürdeki işlemdir. Bu sözleşme, tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için kendi aralarında geçersizdir. - Gizli Anlaşma: Taraflar arasında fiilen uygulanan 'yüksek bedelli' kira sözleşmesi ise, onların gerçek iradelerini yansıtan ve aralarında geçerli olmasını istedikleri 'gizli anlaşma'dır. Yargıtay, bu gizli anlaşmanın varlığını, 'hayatın olağan akışı' ve 'makul sebep' gibi karinelerden yola çıkarak tespit eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2005/471 K. sayılı kararında olduğu gibi, tarafların ayrıca 'gerçek kiranın şu kadar olduğu, diğerinin stopaj için düzenlendiği' şeklinde bir belge imzalamaları, bu gizli anlaşmanın varlığını doğrudan ispatlar. Böyle bir belge olmasa bile, kiracının daha yüksek bedelli bir sözleşmeyi imzalamış olması, asıl iradenin bu yönde olduğuna dair güçlü bir karine oluşturur ve Yargıtay, bu gizli anlaşmayı (yüksek bedelli sözleşmeyi) geçerli kabul eder. (kadimhukuk.com.tr/makale/stopaji-dusuk-odemek-icin-2-kira-sozlesmesi-yapmak/)