Ceza muhakemesi sürecinde, şüphelinin kollukta verdiği bir ifade ile daha sonra mahkemede yaptığı savunma arasında çelişki olması durumunda, hakimin bu durumu nasıl değerlendirmesi gerekir?
Şüphelinin kolluk ifadesi ile mahkeme savunması arasında çelişki olması, hakimin dikkatle değerlendirmesi gereken bir durumdur. Hakim, bu çelişkiyi görmezden gelemez. Metinde de belirtildiği gibi, 'Eğer sanığın önceden verdiği ifadeler savunmasına aykırı ise ve çelişki varsa hakim önceki ifadeler hakkında ayrıca soru sorabilir.' Hakimin izlemesi gereken yol şudur: 1) Çelişkiyi Gidermek: Hakim, sanığa bu çelişkinin nedenini sormalıdır. Sanık, ifadenin baskı altında alındığını, yanlış anlaşıldığını, tutanağa yanlış geçirildiğini veya o anki psikolojisiyle farklı beyanda bulunduğunu ileri sürebilir. 2) Delillerin Bütüncül Değerlendirilmesi: Hakim, hangi beyanın maddi gerçekle daha uyumlu olduğuna karar verirken, sadece sanığın beyanlarına değil, dosyadaki diğer tüm delillere (tanık beyanları, kamera kayıtları, bilirkişi raporları vb.) başvurmalıdır. Çelişen ifadelerden hangisinin diğer delillerle desteklendiği, kararda belirleyici olur. 3) İfade Alma Koşullarının İncelenmesi: Hakim, ilk ifadenin alındığı koşulları (avukatın hazır bulunup bulunmadığı, hakların hatırlatılıp hatırlatılmadığı, ifadenin yasak usullerle alınıp alınmadığı) da göz önünde bulundurur. Hukuka aykırı koşullarda alınan bir ifadenin delil değeri zaten yoktur veya çok zayıftır. Sonuç olarak, çelişki tek başına sanığın aleyhine bir delil değildir, ancak hakimin gerçeği araştırma yükümlülüğü kapsamında açıklığa kavuşturması gereken önemli bir noktadır. (avukaterdemozkan.com/ceza-hukuku/ifadeye-cagrilmak-ifade-vermek/)