Bir sanığın, uyuşturucu maddeyi imha etmek amacıyla klozete dökmesi, 'kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma' suçu mu, yoksa 'suç delillerini yok etme' suçu mu oluşturur? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?
Sanığın, kolluk görevlilerinin geldiğini fark ederek elindeki uyuşturucu maddeyi klozete veya lavaboya dökerek imha etmesi, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre 'suç delillerini yok etme' (TCK m. 281) suçunu oluşturur. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2020/5746 K. sayılı kararında da bu durum açıkça belirtilmiştir. Bu yaklaşımın temelinde şu mantık yatar: Sanığın bu eylemdeki temel amacı, uyuşturucu maddeyi 'kullanmak' değil, hakkında yürütülecek olan 'kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma' suçuna ilişkin en önemli delili ortadan kaldırarak ceza almaktan kurtulmaktır. Yani, fiil, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik bir 'delil karartma' eylemidir. Bu durumda sanık, 'kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma' suçundan değil, TCK m. 281'de düzenlenen 'suç delillerini yok etme' suçundan cezalandırılmalıdır. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken husus, TCK m. 281/1'deki şahsi cezasızlık sebebinin bu eyleme uygulanıp uygulanmayacağıdır. Yargıtay, bu durumda şahsi cezasızlık sebebini uygulamayarak faili TCK m. 281'den cezalandırma eğilimindedir, çünkü yok edilen delil başka bir suça (uyuşturucu bulundurma) aittir. (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/suc-delillerini-yok-etme-gizleme-degistirme-delil-karartma-sucu.html)