Bir davanın, taraflardan birinin talebi üzerine veya re'sen duruşma açılmadan 'dosya üzerinden' karara bağlanması, hangi temel yargılama ilkesinin ihlaline yol açar?
Bir davanın, kanunda açıkça izin verilen istisnai haller (örneğin basit yargılama usulü, bazı çekişmesiz yargı işleri) dışında, tarafların talebi olsa dahi duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karara bağlanması, Anayasa'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı'nın en temel unsurlarından olan 'aleni duruşma' (duruşmaların aleniyeti) ve 'sözlülük' ilkelerinin ihlaline yol açar. Duruşma, tarafların iddia ve savunmalarını sözlü olarak dile getirdiği, delillerin doğrudan doğruya mahkeme önünde tartışıldığı, yargılamanın şeffaflığını ve kamusal denetimini sağlayan temel bir aşamadır. Tarafların bu haktan feragat etmesi dahi, kamu düzenini ilgilendiren aleniyet ilkesini ortadan kaldırmaz. Duruşma yapılmadan karar verilmesi, aynı zamanda tarafların 'hukuki dinlenilme hakkını' (HMK m. 27) da zedeler. Bu nedenle, kanuni bir istisna bulunmadıkça, duruşma yapılmadan verilen bir karar, usul ekonomisine hizmet etse bile, adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle üst mahkemelerce bozulma sebebi sayılır. (Metinlerdeki genel yargılama prensiplerinden ve Hukuk Genel Kurulu kararlarından çıkarılan sonuç.)