Kasten yaralama suçunun, TCK m. 86/3-a uyarınca 'eşe karşı' işlenmesi nitelikli bir hal olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için taraflar arasında resmi nikahın bulunması zorunlu mudur? Fiilen birlikte yaşayan ancak resmi nikahı olmayan partnere karşı işlenen yaralama eyleminde bu fıkra uygulanır mı?
Evet, TCK m. 86/3-a'da belirtilen 'eşe karşı' nitelikli halinin uygulanabilmesi için, fail ile mağdur arasında suçun işlendiği tarihte Türk Medeni Kanunu'na göre geçerli bir 'resmi evlilik birliğinin' bulunması zorunludur. 'Eş' kavramı, hukuki bir statüyü ifade eder. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu fıkra imam nikahı ile birlikte yaşayanları, nişanlıları veya sevgili olarak fiilen birlikte yaşayan partnerleri kapsamaz. Kanunilik ilkesi gereği, ceza hükümlerinin kıyas yoluyla genişletilmesi yasaktır. Dolayısıyla, fiilen birlikte yaşayan ancak aralarında resmi nikah bulunmayan bir partnere karşı işlenen kasten yaralama eylemi, TCK m. 86/3-a kapsamında nitelikli hal olarak değerlendirilemez. Eylem, şartları varsa suçun temel şekli (m. 86/1 veya 86/2) veya diğer nitelikli halleri (silahla işlenmesi gibi) üzerinden cezalandırılır. (www.zulkufarslan.av.tr/ilk-haksiz-hareketin-saniktan-gelmesi/)