Dolandırıcılık suçunda mağdurun uğradığı zararın, etkin pişmanlık (TCK m. 168) kapsamında giderilmesi için failin bizzat kendisinin mi ödeme yapması gerekir? Bir üçüncü kişinin fail adına zararı gidermesi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel midir?
TCK m. 168/1, etkin pişmanlığın 'failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek' zararı gidermesi gerektiğini belirtir. Buradaki 'bizzat' ifadesi, pişmanlık iradesinin faile, azmettirene veya yardım edene ait olması gerektiğini vurgular. Ancak zararın fiilen kimin tarafından giderildiği (ödendiği) önemli değildir. Önemli olan, zararın giderilmesinin failin rızası ve bilgisi dahilinde, onun adına yapılmasıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, failin bir yakını (eşi, babası vb.) veya bir arkadaşı, failin pişmanlık iradesi doğrultusunda ve onun adına mağdurun zararını tamamen giderirse, bu durum etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez. Failin cezaevinde olması veya maddi imkanının olmaması gibi durumlarda, yakınları aracılığıyla zararı gidermesi, 'bizzat pişmanlık gösterme' şartını ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla, ödemeyi bir üçüncü kişi yapsa dahi, bu işlem failin iradesine dayandığı sürece etkin pişmanlık uygulanabilir. (www.zulkufarslan.av.tr/kamu-kurumunun-arac-olarak-kullanilmasi/)