Bir trafik kazasında, TCK m. 22'de tanımlanan 'taksir'in unsurlarından olan 'dikkat ve özen yükümlülüğü'nün belirlenmesinde, failin kişisel yetenekleri mi yoksa objektif standartlar mı esas alınır? Madde gerekçesi bu konuda ne belirtmektedir?
TCK m. 22'nin gerekçesinde, taksirin bir unsuru olan 'dikkat ve özen yükümlülüğü'nün belirlenmesinde, 'failin kişisel yetenekleri göz önünde bulundurulmaksızın, objektif esastan hareket edileceği' açıkça belirtilmiştir. Bu, mahkemenin, failin 'çok iyi bir sürücüydüm' veya 'çok yorgundum, algım düşüktü' gibi sübjektif beyanlarına değil, o durumdaki 'ortalama, makul ve dikkatli' bir sürücünün göstermesi gereken davranış standardına bakacağı anlamına gelir. Bu objektif standart, genellikle trafik kuralları, yönetmelikler ve genel trafik tecrübeleri ile belirlenir. Gerekçede, 'toplum hâlinde yaşamanın güvenli bir biçimde sürdürülebilmesi için, çeşitli alanlarda kişilerin dikkat ve özenli davranmalarıyla ilgili kurallar konmaktadır' denilerek, bu yükümlülüğün toplumsal yaşamın bir gereği olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla, bir sürücünün taksirli olup olmadığı değerlendirilirken, o sürücünün kişisel özellikleri değil, aynı koşullardaki standart bir sürücünün davranıp davranmayacağı esas alınır. (www.zulkufarslan.av.tr/yayaya-ceza-verilir-mi/)