5237 sayılı TCK'da 'haksız tahrik' (m. 29) ile 'kasten yaralama' (m. 86) suçları arasında nasıl bir ilişki vardır? İlk haksız hareketin kimden geldiği, bu iki suçun bir arada değerlendirilmesinde neden önemlidir?
Haksız tahrik, kasten yaralama suçunda ceza sorumluluğunu azaltan bir 'indirim nedeni'dir. TCK m. 29'a göre, bir kimse, 'haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında' bir suç işlerse (örneğin kasten yaralama), cezasında indirim yapılır. Bu iki hüküm arasındaki ilişki, bir olayın bütüncül olarak değerlendirilmesini gerektirir. 'İlk haksız hareketin kimden geldiği' bu değerlendirmenin merkezinde yer alır. Çünkü haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için, failin eyleminin, karşı taraftan sadır olan 'haksız bir fiile' tepki olarak gerçekleşmesi gerekir. Örneğin, A kişisi B'ye durup dururken hakaret ederse (haksız fiil), B de bu hakaretin yarattığı hiddetle A'yı yaralarsa (kasten yaralama), B yaralama suçundan yargılanırken haksız tahrik indiriminden yararlanabilir. Ancak ilk haksız hareket (saldırı, hakaret vb.) bizzat yaralama eylemini gerçekleştiren failden gelmişse, fail kendi başlattığı haksızlığa karşı gördüğü tepki nedeniyle hiddete kapılıp suç işlediğinde, kural olarak haksız tahrik hükümlerinden yararlanamaz. Bu nedenle mahkemeler, kasten yaralama davalarında olayın başlangıcını ve ilk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığını titizlikle araştırır. (www.zulkufarslan.av.tr/ilk-haksiz-hareketin-saniktan-gelmesi/)