Kanunda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilen bir şüpheli veya sanık hakkında, CMK m. 109/7 uyarınca adli kontrol tedbiri uygulanmasının hukuki dayanağı ve amacı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193185

CMK m. 109/7'nin hukuki dayanağı, tutukluluğun bir ceza değil, bir koruma tedbiri olması ve azami sürelerle sınırlandırılmış olmasıdır. Kanun koyucu, belirli suçlar için öngörülen azami tutukluluk süreleri (örneğin ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde en çok iki yıl) dolduğunda, şüphelinin veya sanığın serbest bırakılmasını zorunlu kılmıştır. Ancak bu durum, tutuklama nedenlerinin (kaçma şüphesi, delil karartma tehlikesi) ortadan kalktığı anlamına gelmeyebilir. Bu hükmün amacı, işte bu noktada ortaya çıkan bir boşluğu doldurmaktır. Azami tutukluluk süresi dolduğu için mecburen salıverilen ancak haklarındaki tutuklama nedenleri halen devam eden şüpheli veya sanıkların, yargılama sonuçlanana kadar adli makamların denetimi altında kalmasını sağlamak, kaçmalarını veya delilleri karartmalarını önlemektir. Bu şekilde, bir yandan tutuklulukta azami süre kuralına uyularak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı korunurken, diğer yandan adli kontrol tedbirleri ile ceza adaletinin etkinliği ve kamu düzeni korunmaya çalışılmaktadır. Bu, ölçülülük ilkesinin bir gereğidir. (kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-109-madde-cmk/)