Ceza infaz hukukunda 'örgüt mensubu suçlu' kavramının, koşullu salıverilme oranları (5275 S.K. m. 107) ve tekerrür hükümleri (TCK m. 58/9) açısından önemi nedir? Anayasa Mahkemesi'nin TCK m. 220/6'yı iptal kararının, bu kavramın yeniden değerlendirilmesini gerektirmesinin sebebi nedir?
'Örgüt mensubu suçlu' olarak kabul edilmek, bir hükümlünün infaz rejimini önemli ölçüde ağırlaştırır. 1) Koşullu Salıverilme: Normal suçlarda koşullu salıverilme oranı genellikle 1/2 iken, 5275 S.K. m. 107/4 uyarınca, 'suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan' mahkum olanlar için bu oran 2/3'tür. Bu, cezaevinde daha uzun süre kalmak anlamına gelir. 2) Tekerrür: TCK m. 58/9'a göre, örgüt mensubu suçlu hakkında, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Anayasa Mahkemesi'nin TCK m. 220/6'yı ('örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen' kişiyi cezalandıran hüküm) iptal etmesi, bu kavramın yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır. Çünkü iptal edilen bu hüküm, örgüte üye olmayan birini cezalandırırken, TCK m. 6/1-j'deki 'örgüt mensubu' tanımı hala 'örgüt adına suç işleyen kişiyi' de kapsamaktadır. Bu çelişki, örgüte üye olmadığı mahkeme kararıyla sabit olan bir kişinin, sırf 'örgüt adına suç işlediği' gerekçesiyle 'örgüt mensubu' sayılarak ağırlaştırılmış infaz rejimine tabi tutulması gibi kanunilik ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayan sonuçlara yol açmaktadır. Metin yazarı, bu çelişkinin giderilmesi için TCK m. 6/1-j tanımının da gözden geçirilmesi gerektiğini savunmaktadır. (sen.av.tr/tr/makale/orgutlu-suclarda-infazina-dair-mevzuat-degisikligi-onerisi)