Medeni Kanun m. 683'te düzenlenen genel istihkak davası ile İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen hacizde istihkak davası arasındaki temel fark, ispat yükünün kime ait olduğu noktasında nasıl şekillenmektedir?
İki dava türü arasındaki temel farklardan biri ispat yükünün dağılımıdır. 1) Genel İstihkak Davası (TMK m. 683): Bu davada, dolaysız zilyet olmayan malik, malını haksız olarak elinde bulunduran zilyede karşı dava açar. Davacı malik, öncelikle dava konusu mal üzerindeki mülkiyet hakkını ispat etmekle yükümlüdür. Mülkiyetini ispatladıktan sonra, davalının malı elinde bulundurmada haklı bir sebebe (kira, ariyet vb.) dayandığını ispat yükü davalı zilyede geçer. 2) Hacizde İstihkak Davası (İİK m. 96 vd.): Bu davada ispat yükü daha karmaşık bir yapıya sahiptir ve 'zilyetlik karineleri'ne göre belirlenir. Kural olarak, bir malı elinde bulunduran onun maliki sayılır (zilyetlik karinesi). Buna göre; a) Haczedilen mal borçlunun elinde ise: Malın borçluya ait olduğu karine olarak kabul edilir. Bu durumda, malın kendisine ait olduğunu iddia eden üçüncü kişi (davacı), mülkiyet hakkını kesin ve güçlü delillerle ispat etmek zorundadır. İspat yükü davacı üçüncü kişidedir. b) Haczedilen mal üçüncü kişinin elinde ise: Bu kez malın üçüncü kişiye ait olduğu karine olarak kabul edilir. Haczin devamını isteyen alacaklı (davalı), bu karinenin aksini, yani malın aslında borçluya ait olduğunu ispat etmekle yükümlü olur. Görüldüğü gibi hacizde istihkak davasında ispat yükü, malın haciz anında kimin zilyetliğinde olduğuna göre değişmektedir. (ayboga.av.tr/istihkak-davasi/)