Daha az vergi ödemek amacıyla iki farklı kira sözleşmesi yapılmasında 'muvazaa' (danışıklılık) kavramı nasıl bir rol oynar? Yargıtay'ın, hayatın olağan akışına aykırılık gerekçesiyle yüksek bedelli sözleşmeyi esas almasının hukuki mantığı nedir?
Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri (burada vergi dairesini) aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan görünürde bir işlem yaparken, aralarında geçerli olacak gizli bir işlem yapmalarıdır. İki farklı kira sözleşmesi olayında, düşük bedelli olan sözleşme 'görünürdeki işlem' (muvazaalı işlem), yüksek bedelli olan ise tarafların gerçek iradesini yansıtan 'gizli anlaşma'dır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2015/10560 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin yüksek bedelli sözleşmeyi esas almasının hukuki mantığı, tarafların gerçek iradesini tespit etmektir. Yargıtay, 'hayatın olağan akışına aykırılık' prensibini bir yorum aracı olarak kullanır. Bir kiracının, daha düşük bedelli bir anlaşma varken, kendisi aleyhine olan daha yüksek bedelli bir sözleşmeyi sebepsiz yere imzalaması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durum, yüksek bedelli sözleşmenin aslında tarafların gerçek anlaşması olduğunu, düşük bedellinin ise sadece vergi dairesini yanıltmak için düzenlenmiş bir belge olduğunu gösterir. Bu nedenle, hukuki uyuşmazlıklarda (kira alacağı, tahliye vb.) tarafların asıl iradesini yansıtan yüksek bedelli sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar verilir. (kadimhukuk.com.tr/makale/stopaji-dusuk-odemek-icin-2-kira-sozlesmesi-yapmak/)