Ceza muhakemesinde şüphelinin 'susma hakkı'nın (CMK m. 147/1-e) hukuki anlamı ve sonuçları nelerdir? Şüphelinin bu hakkı kullanması, aleyhine bir delil olarak yorumlanabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193163

Şüphelinin veya sanığın 'susma hakkı', kimsenin kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaması (nemo tenetur se ipsum accusare) ilkesinin bir yansımasıdır ve en temel savunma haklarındandır. Bu hak, CMK m. 147/1-e'de açıkça düzenlenmiştir. Hukuki anlamı, şüphelinin kendisine yöneltilen suçlamalar hakkında hiçbir açıklama yapmama, sorulara cevap vermeme özgürlüğüne sahip olmasıdır. Bu hakkın kullanılması, şüphelinin aleyhine bir delil olarak yorumlanamaz veya suçluluğuna dair bir karine olarak kabul edilemez. Yargıtay ve AİHM'in yerleşik içtihatlarına göre, susma hakkının kullanılması bir ikrar olarak değerlendirilemez ve mahkumiyet hükmüne tek başına veya belirleyici ölçüde dayanak yapılamaz. Şüpheli, kollukta veya savcılıkta susma hakkını kullandıktan sonra, mahkeme aşamasında savunma yapmaya karar verebilir. Bu durum, önceki suskunluğuyla çelişki olarak yorumlanamaz. Bu hak, adil yargılanma hakkının temel bir güvencesidir. (avukaterdemozkan.com/ceza-hukuku/ifadeye-cagrilmak-ifade-vermek/)