5275 sayılı Kanun m. 105/A'ya göre denetimli serbestlikten yararlanma koşullarının 'tazyik hapsi' için uygulanamayacağına dair Yargıtay içtihadının temel gerekçesi nedir? Bu yorumun, infaz hukukunun genel ilkeleri açısından tutarlılığını tartışınız.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2013/10940 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, denetimli serbestlik hükümlerinin tazyik hapsi için uygulanamamasının temel gerekçesi, tazyik hapsinin hukuki niteliğidir. 5275 sayılı İnfaz Kanunu ve bu kanuna dayalı denetimli serbestlik düzenlemeleri, TCK anlamında bir 'suç' karşılığı verilen 'hapis cezalarının' infazına ilişkindir. Tazyik hapsi ise, bir suça karşılık verilen bir ceza olmayıp, kişiyi belirli bir yükümlülüğü yerine getirmeye zorlayan, bir nevi 'idari nitelikli' bir zorlama aracıdır (disiplin hapsi). Bu yorum, infaz hukukunun genel ilkeleriyle tutarlıdır. İnfaz hukukunun temel amacı, suç işleyen kişinin ıslahı ve topluma yeniden kazandırılmasıdır. Denetimli serbestlik gibi kurumlar bu amaca hizmet eder. Tazyik hapsinin amacı ise ıslah değil, belirli bir edimin (borcun ödenmesi, tanıklık yapılması vb.) ifasını sağlamaktır. Yükümlülük yerine getirildiği an tazyik hapsi sona erer. Bu nedenle, amaçları ve hukuki nitelikleri tamamen farklı olan bu iki kurumun aynı infaz rejimine tabi tutulmaması, kanunun lafzına ve ruhuna uygun bir yaklaşımdır. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-1.html)