Bir şüpheli hakkında hem 'suç delillerini yok etme' (TCK m. 281) hem de 'mühürde sahtecilik' (TCK m. 202) suçlarından dava açılması mümkün müdür? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2010/17064 K. sayılı kararı, çalınan bir aracın motor ve şase numaralarını değiştirme eylemini bu iki suç açısından nasıl değerlendirmiştir?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2010/17064 K. sayılı kararında, çalınan bir aracın motor ve şase numaralarını değiştirme eyleminin hukuki niteliği tartışılmıştır. Karara göre; araç motor ve şase numaraları, TCK m. 202 anlamında 'kamu kurumlarınca kullanılan mühürle oluşturulmuş onaylayıcı işaretler' niteliğinde değildir. Bu nedenle bu eylem, mühürde sahtecilik suçunu oluşturmaz. Bu eylem, hırsızlık suçunun delillerini gizlemeye yönelik olduğu için TCK m. 281'de düzenlenen 'suç delillerini değiştirme ve gizleme' suçunu oluşturur. Ancak, eğer bu eylem bizzat hırsızlık suçunu işleyen sanık tarafından gerçekleştirilmişse, TCK m. 281/1'in son cümlesindeki 'kendi işlediği suçla ilgili olarak kişiye bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez' şeklindeki şahsi cezasızlık sebebi devreye girer. Bu durumda, delilleri değiştirme eylemi, asıl suç olan hırsızlık suçu içinde eriyen (tüketilen) bir eylem olarak kabul edilir ve sanığa TCK m. 281'den ayrıca ceza verilmez. Dolayısıyla, sanık sadece hırsızlık suçundan cezalandırılır. (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/suc-delillerini-yok-etme-gizleme-degistirme-delil-karartma-sucu.html)