Güveni kötüye kullanma suçunun (TCK m. 155) 'yüz kızartıcı suç' olarak nitelendirilmesinin, bu suçtan mahkum olan bir kişi açısından doğurabileceği en önemli hukuki sonuç nedir? Bu nitelemenin yasal dayanağını açıklayınız.
Güveni kötüye kullanma suçunun 'yüz kızartıcı suç' olarak nitelendirilmesinin en önemli hukuki sonucu, bu suçtan mahkum olan bir kişinin devlet memuriyetine girmesini engellemesi veya mevcut memuriyetini sona erdirmesidir. 'Yüz kızartıcı suç' kavramının yasal dayanağı doğrudan TCK'da değil, Anayasa'nın 76. maddesi (milletvekili seçilme yeterliliği) ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-5 maddesi gibi özel kanunlarda bulunmaktadır. DMK m. 48/A-5, memuriyete atanacaklarda aranan şartlar arasında, affa uğramış olsa bile '...zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas...' gibi suçlardan mahkum olmamayı saymıştır. Bu suçlar, toplum nezdinde dürüstlük ve güvenilirliğe aykırı, utanç verici fiiller olarak kabul edildiği için 'yüz kızartıcı' olarak nitelendirilir. Dolayısıyla, güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet alan bir kişi, diğer şartları taşısa bile, bu mahkumiyeti nedeniyle devlet memuru olamaz veya memur ise görevi sona erdirilir. (avmehmetgenc.com/blog/guveni-kotuye-kullanma-sucu/111)