Bir eşin diğerini ortak konutu terke zorlaması veya haklı bir sebep olmaksızın eve almaması, terk nedeniyle boşanma davası (TMK m. 164) açısından nasıl bir hukuki sonuç doğurur? Bu durumda ihtar çekme ve dava açma hakkı kime aittir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193150

Terk nedeniyle boşanma davasında 'terk eden' eşin kusurlu olduğu kabul edilir. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir eşin diğer eşi ortak konutu terke zorlaması (örneğin evden kovması, şiddet uygulaması) veya haklı bir sebep olmaksızın eve dönmesini engellemesi (örneğin kapı kilidini değiştirmesi) durumunda, fiilen evden ayrılan eş değil, onu ayrılmaya mecbur eden veya eve almayan eş 'terk eden' konumunda sayılır. Bu duruma 'kovma veya eve almama' denir ve hukuken terk ile aynı sonuçları doğurur. Bu durumda, evi fiilen terk eden eş, terk etmekte haklı bir sebebe sahip olduğu için kusurlu sayılmaz. İhtar çekme ve terk nedeniyle boşanma davası açma hakkı, evi terk etmeye zorlanan veya eve alınmayan eşe aittir. Diğer bir deyişle, kusurlu olan (terke zorlayan) eş, kendi kusuruna dayanarak terk nedeniyle boşanma davası açamaz. Açsa bile, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi, ihtarının samimi olmadığı ve dava hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davası reddedilir. (oner.av.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/, Yargıtay 2.HD Esas:2024-1229 Karar:2024-8468 - Metinde Bölge Adliye Mahkemesi kararı olarak geçse de bu bir Yargıtay kararıdır.)