Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2013/1081 K. sayılı kararında, polis memurlarının, bir şikayet üzerine işlem yapmamaları ve şüpheliden cep telefonundaki mesajları silmesini istemeleri, hangi suçlar kapsamında değerlendirilmiştir? Bu karar, kamu görevlilerinin adli süreçteki sorumlulukları açısından ne gibi bir ilke ortaya koymaktadır?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2013/1081 K. sayılı kararında, polis memurlarının bu eylemleri iki ayrı suç kapsamında değerlendirilmiştir: 1) Görevi Kötüye Kullanma Suçu (TCK m. 257/2): Adli kolluk görevlisi olan polislerin, şikayet üzerine gerekli soruşturma işlemlerini başlatmayarak görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmeleri ve bu şekilde kişilerin mağduriyetine neden olmaları, görevin ihmali suretiyle kötüye kullanılması suçunu oluşturur. 2) Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme Suçu (TCK m. 281): Polis memurunun, soruşturmaya konu olabilecek ve suç delili niteliği taşıyan cep telefonu mesajlarını şüpheliden silmesini istemesi, 'gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla bir suçun delillerini yok etme' veya 'bozma' eylemine azmettirme olarak kabul edilmiştir. Bu suç, bir kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlendiği için TCK m. 281/2 uyarınca cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hali oluşturur. Bu karar, adli kolluk görevlilerinin, adli bir olay karşısında kayıtsız kalma veya delilleri karartma yönünde bir eylemde bulunmalarının, pasif kalmanın ötesinde aktif bir suç teşkil ettiğini ve çift yönlü bir cezai sorumluluk (hem görevi ihmal hem de delil karartma) doğurabileceğini ortaya koymaktadır. (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/suc-delillerini-yok-etme-gizleme-degistirme-delil-karartma-sucu.html)