Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/255 K. sayılı kararında tartışıldığı üzere, önalım (şufa) hakkının kullanıldığı bir taşınmaz satışında, tapuda gösterilen bedel ile taraflar arasındaki harici sözleşmede kararlaştırılan gerçek bedel arasında fark olması durumunda, alıcının satıcıdan bu farkı 'sebepsiz zenginleşme' iddiasıyla talep etmesi neden mümkün görülmemiştir?
Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/255 K. sayılı kararında, alıcının bu farkı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edemeyeceği kabul edilmiştir. Bunun temel nedenleri şunlardır: 1) Zenginleşmenin Haklı Bir Sebebe Dayanması: Satıcı, alıcının ödediği gerçek satış bedelini, geçerli bir hukuki sebebe, yani taşınmazın mülkiyetini devretme borcunun karşılığı olarak tahsil etmiştir. Sebepsiz zenginleşmenin temel şartı olan 'haklı bir sebebin bulunmaması' unsuru burada gerçekleşmemiştir. 2) Zararın Kaynağı: Alıcının uğradığı zarar, gerçek satış bedelini ödemesinden değil, tapuda bedeli düşük göstererek vergi ve harçlardan kaçınmaya yönelik kendi kusurlu eyleminden kaynaklanmaktadır. Önalım hakkı sahibi, tapuda gösterilen düşük bedeli ödeyerek taşınmazı aldığında, alıcının uğradığı zararın asıl sebebi kendi muvazaalı işlemidir. 3) Kendi Kusurundan Faydalanamama İlkesi: Hukukun temel ilkelerinden biri olan 'hiç kimsenin kendi kusurundan lehine sonuç çıkaramayacağı' (nemo auditur propriam turpitudinem allegans) ilkesi gereğince, davacı alıcının, hukuka aykırı olan gerçeğe aykırı beyanda bulunma eyleminden kaynaklanan zararına katlanması gerektiği kabul edilmiştir. Bu nedenle satıcının bir sebepsiz zenginleşmesi söz konusu değildir. (barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/sebepsiz-zenginlesme-davasi-nedir.html)