CMK m. 109'da düzenlenen adli kontrol tedbirinin, tutuklama tedbiri ile ilişkisi nedir? Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde adli kontrol uygulanabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193146

CMK m. 109 uyarınca adli kontrol, tutuklamaya bir 'alternatif' olarak düzenlenmiştir. Madde 109/1, bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, CMK m. 100'de belirtilen tutuklama sebeplerinin (kuvvetli suç şüphesi, kaçma veya delil karartma şüphesi) varlığı halinde, şüphelinin 'tutuklanması yerine' adli kontrol altına alınmasına karar verilebileceğini belirtir. Bu, adli kontrolün, tutuklamanın koşulları oluştuğunda ancak daha hafif bir tedbirin yeterli görüldüğü durumlarda uygulanan ikincil bir tedbir olduğunu gösterir. İlişki, 'ölçülülük' ilkesine dayanır. Eğer adli kontrol ile tutuklamadan beklenen amaç (şüphelinin kaçmasını veya delilleri karartmasını önlemek) sağlanabiliyorsa, daha ağır olan tutuklama tedbiri uygulanmamalıdır. CMK m. 109/2'de açıkça belirtildiği üzere, kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde (örneğin sadece adli para cezasını gerektiren suçlar veya hapis cezasının üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlar için tutuklama kararı verilemez) de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. Bu durum, adli kontrolün tutuklamadan bağımsız olarak da uygulanabilen bir koruma tedbiri olduğunu göstermektedir. (kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-109-madde-cmk/)