Bir boşanma davasında, davalı tarafın delil listesinde bildirdiği tanıklardan yalnızca bir kısmının dinlenip diğerlerinin dinlenilmemesi, hangi usul kuralının ihlaline yol açar? Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2707 E. sayılı kararı, HMK m. 241'in uygulanma koşullarını nasıl belirlemiştir?
Davalı tarafın süresinde bildirdiği ve dinlenilmesinden açıkça vazgeçmediği tanıkların bir kısmını dinleyip, diğerlerini herhangi bir gerekçe göstermeden dinlemeden hüküm kurmak, öncelikle Anayasa m. 36 ve HMK m. 27'de güvence altına alınan 'hukuki dinlenilme hakkı'nın ihlalidir. Bu hak, tarafların iddialarını ispat etme hakkını da içerir. HMK m. 241, mahkemeye 'gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verme' yetkisi tanır. Ancak Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2707 E., 2018/1998 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, bu yetkinin kullanılabilmesi için; 1) Mahkemenin, ispatlanmak istenen hususun dinlenen tanıklarca yeterince aydınlatıldığına kanaat getirmesi ve 2) Bu durumu gerekçeli bir ara kararla veya nihai kararın gerekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Kararda, davalının dinlenmeyen tanıklarının hangi vakıaları ispatlamak için gösterildiği sınırlandırılmadığından, mahkemenin 'yeter derecede bilgi edindiği' varsayımında bulunamayacağı belirtilmiştir. Sadece bazı tanıkları dinleyip diğerlerini hiçbir gerekçe göstermeden dinlemeden karar vermek, HMK m. 241'in keyfi uygulanması anlamına gelir ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiği için bozma nedenidir. (www.zulkufarslan.av.tr/taniklarin-dinlenilmemesi/)