Hayasızca hareketler suçunda (TCK m. 225) 'aleniyet' unsuru nasıl yorumlanmalıdır? Yargıtay kararında yer alan karşı oyda belirtildiği gibi, bir kişinin kendi evinin üçüncü katındaki penceresinden görülecek şekilde cinsel organıyla oynaması, suçun 'aleniyet' unsurunu oluşturur mu? Bu konuda hangi kriterler dikkate alınmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193139

Hayasızca hareketler suçunda 'aleniyet', suçun kurucu unsurudur ve eylemin 'belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilir' olması anlamına gelir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, eylemin fiilen görülmesi şart olmayıp, 'görülebilir olması' yeterlidir. Ancak bu görülebilirlik imkanı somut olmalı, özel bir çaba gerektirmemelidir. Sorudaki olayda, Yargıtay 18. Ceza Dairesi çoğunluğu, karşı apartmandan görülmesini aleniyet için yeterli bularak mahkumiyet kararını onamıştır. Ancak karara muhalif kalan üyenin 'karşı oy' yazısında belirttiği gibi, bu yorum tartışmalıdır. Karşı oya göre; 1) Kişinin özel konutu (evi) aleni bir yer değildir. 2) Bir yerin aleni sayılabilmesi için dışarıdan bakıldığında 'rahatlıkla' içinin görülebilmesi ve failin eylemini bunun bilincinde olarak yapması gerekir. 3) Üçüncü kattaki bir dairenin içinin, başka bir sokaktaki birinci kattan gün ışığında rahatça görülmesinin fiziken zor olduğu, bu nedenle aleniyet unsurunun şüpheli kaldığı ve ispatlanamadığı belirtilmiştir. 4) Bu gibi durumlarda mahkemenin keşif yaparak aleniyetin somut olarak gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla, bir eylemin özel konut içinden işlenmesi durumunda aleniyetin varlığı, konutun konumu, dışarıdan görülme derecesi ve failin kastı gibi unsurlar dikkate alınarak somut olaya göre titizlikle değerlendirilmelidir. (oner.av.tr/hayasizca-hareketler-sucu-ve-cezasi/, Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/16129 E. 2018/14579 K.)