Bir uyuşturucu ticareti davasında, sanık hakkında CMK m.135'e göre alınan iletişimin denetlenmesi kararının hukuka aykırı olduğu (örneğin, kuvvetli şüphe yokken alındığı) anlaşılmıştır. Bu dinleme kayıtları dışında, sanığın mahkumiyetine yeterli başka bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemenin ne yönde karar vermesi gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193061

Bu durumda mahkemenin, sanık hakkında 'beraat' kararı vermesi gerekir. Ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri, 'hukuka aykırı delillerin' hükme esas alınamamasıdır (CMK m.217/2, m.206/2-a). İletişimin denetlenmesi kararı, kanunda aranan şartlar (kuvvetli şüphe, başka türlü delil elde edememe, hakim kararı vb.) oluşmadan verilmişse, bu karar hukuka aykırıdır. Hukuka aykırı bir karara dayanılarak elde edilen dinleme kayıtları (tapeler), 'hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil' niteliğindedir ve delil değerleri yoktur. Mahkemenin, bu delilleri dosyadan 'dışlaması', yani yok sayması gerekir. Eğer bu hukuka aykırı deliller dışlandıktan sonra, sanığın suç işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı başka bir delil (tanık, fiziki delil vb.) dosyada mevcut değilse, mahkeme 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi gereğince sanığın beraatine karar vermek zorundadır. Suçun işlendiğine dair güçlü bir şüphe veya kanaat olsa bile, bu kanaat hukuka uygun delillerle desteklenmediği sürece mahkumiyet kararı verilemez (avmehmetgenc-com-orgut-kurma-sucu-ve-cezasi).