Bir ceza davasında, sanığın kollukta müdafii olmaksızın verdiği ikrarı, daha sonra mahkemede reddetmesine rağmen, mahkemenin bu ikrarı, sanığın 'kaçamaklı ikrar' olarak nitelendirdiği başka bir beyanıyla birleştirerek mahkumiyet hükmüne esas alması, CMK m.148/4 açısından hukuka uygun mudur?
Hayır, hukuka uygun değildir. CMK m.148/4'teki yasak, 'mutlak' bir değerlendirme yasağıdır. Bir delilin 'hukuka aykırı' olarak kabul edilmesi, onun artık 'yok' sayılması gerektiği anlamına gelir. Yok olan bir delilin, başka bir delille (isterse bu da bir beyan olsun) birleştirilerek veya onu desteklemek için kullanılarak yeniden 'var' hale getirilmesi mümkün değildir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin E. 2013/18706 sayılı kararında, sanığın 'kaçamaklı ikrarı'nın varlığına rağmen, müdafisiz kolluk ifadesinin hükme esas alınamayacağı ve başka kesin delil yoksa beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. 'Kaçamaklı ikrar', sanığın suçu tam olarak kabul etmese de, suçlamanın bazı unsurlarını doğrulayan veya çelişkili beyanlarda bulunarak dolaylı olarak suçu ima eden beyanlarıdır. Bu tür bir beyan, tek başına mahkumiyet için yeterli değildir ve sadece bir 'takdiri delil'dir. Hukuka aykırı olan ve dosyadan çıkarılması gereken bir delilin, bu zayıf takdiri delili güçlendirmek için kullanılması, CMK m.148/4'teki yasağı dolanmak anlamına gelir ve adil yargılanma hakkını ihlal eder (ceza-muhakemesi-kanunu-148-madde-cmk, kisilerin-huzur-ve-sukununu-bozma-sucu-ve-cezasi).