Bir kişinin, TMK m.24/1'de düzenlenen 'kanun hükmünü yerine getirme' hukuka uygunluk nedenine dayanarak, bir başkasının hürriyetini kısıtlaması (örneğin, CMK m.90'a göre yakalama yapması), hangi şartlarda meşru kabul edilir? Bu yetkinin sınırlarının aşılması durumunda, eylem hangi suçu oluşturur?
'Kanun hükmünü yerine getirme'nin bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilmesi için, eylemin kanunun verdiği bir yetkiye dayanması ve bu yetkinin kanunda belirtilen 'sınırlar içinde' kullanılması gerekir. CMK m.90, belirli şartlar altında (suçüstü hali vb.) herkese yakalama yetkisi vermektedir. Bir vatandaşın, bu şartlar altında bir şüpheliyi, polise teslim etmek amacıyla, makul bir süre ve orantılı bir güç kullanarak alıkoyması, 'kanun hükmünü yerine getirme' kapsamında hukuka uygundur ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaz. Ancak, bu yetkinin sınırlarının aşılması durumunda, eylem hukuka aykırı hale gelir ve TCK m.109'daki 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunu oluşturur. Yetkinin sınırlarının aşılmasına örnekler şunlar olabilir: - **Süre Sınırının Aşılması:** Yakalanan kişinin, derhal kolluğa bildirilmesi veya teslim edilmesi gerekirken, saatlerce veya günlerce keyfi olarak alıkonulması. - **Orantısız Güç Kullanımı:** Yakalama için gereğinden fazla cebir uygulanması, kişinin yaralanması veya kötü muameleye maruz bırakılması. - **Amaç Sınırının Aşılması:** Yakalamanın, polise teslim etmek amacıyla değil de, kişiyi sorgulamak, cezalandırmak veya başka bir amaçla yapılması. Bu gibi durumlarda, fail, kanunun verdiği bir yetkiyi kötüye kullandığı için, eyleminin hukuka aykırılığı ortadan kalkmaz ve işlediği suçtan sorumlu tutulur (kisiyi-hurriyetinden-yoksun-kilma-sucu, durdurma-yakalama-ve-gozaltina-alma).