Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünde, TCK m.53/1'de sayılan belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli iptal kararının, bu hak yoksunluklarının 'infazı tamamlanıncaya kadar' sürmesi kuralı üzerindeki etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193034

Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı kararı, TCK m.53'ün uygulanışını temelden değiştirmiştir. İptal kararından önce, m.53'te sayılan hak yoksunlukları (seçme-seçilme, velayet, vakıf-dernek yöneticiliği vb.), kural olarak, sanığın aldığı hapis cezasının 'infazı tamamlanıncaya kadar' devam ediyordu. Yani, 5 yıl hapis cezası alan bir kişi, cezaevinden koşullu salıverilse bile, denetim süresi bitip infazı tamamlanana kadar bu haklardan yoksun kalıyordu. AYM, bu durumun 'cezaların bireyselleştirilmesi' ve 'ölçülülük' ilkelerine aykırı olduğuna karar verdi. İptal kararı sonrası oluşan yeni duruma göre, hak yoksunlukları artık otomatik olarak 'infaz sonuna kadar' değil, sadece 'hapis cezasının infazı süresince', yani kişinin fiilen ceza infaz kurumunda bulunduğu süre boyunca devam eder. Kişi cezaevinden (koşullu salıverilme veya denetimli serbestlik ile) çıktığı anda, bu hak yoksunlukları da sona erer. Bu, hak yoksunluklarının süresini önemli ölçüde kısaltan, sanık lehine çok önemli bir değişikliktir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin E:2017/387, K:2018/1144 sayılı kararında da, mahkemenin TCK m.53'ü uygularken bu AYM iptal kararını 'gözetmesi lüzumuna' işaret edilerek, bu yeni durumun dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır (ceza-muhakemesi-kanunu-148-madde-cmk).