5271 sayılı CMK m.135/6'da, iletişimin denetlenmesi tedbirine ilişkin hükümlerin 'suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma' suçu için 'uygulanamayacağı'na dair açık bir yasak bulunmasına rağmen, uygulamada bu suçun soruşturulmasında dinleme kararlarının sıkça kullanıldığı görülmektedir. Bu çelişki nasıl aşılmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193032

Bu çelişki, uygulamada soruşturma makamlarının dinleme kararını, 'örgüte üye olma' suçundan değil, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi muhtemel olan ve CMK m.135'teki 'katalogda yer alan' diğer suçlardan (örn: uyuşturucu madde ticareti, insan ticareti, kasten öldürme) talep etmesiyle aşılmaktadır. Yani, savcılık, bir kişiyi 'örgüt üyeliği' şüphesiyle değil, örneğin 'örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu ticareti yapma' şüphesiyle dinlemeye alır. Bu dinleme sırasında, kişinin örgütle olan bağlantılarını, hiyerarşik ilişkisini ve diğer üyelerle olan iletişimini ortaya koyan deliller elde edilirse, bu deliller 'örgüt üyeliği' suçunun ispatında da 'yan delil' olarak kullanılmaktadır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin K: 2013/1077 sayılı kararında bu yasağa dikkat çekilmiş olsa da, genel Yargıtay uygulaması, dinleme kararının katalogdaki başka bir suç için alınması ve elde edilen bulguların örgüt üyeliği suçunun unsurlarını (hiyerarşi, süreklilik vb.) desteklemesi halinde, bu delillerin mahkumiyet hükmüne esas alınabileceği yönündedir. Bu, kanundaki açık yasağın, dolaylı bir yöntemle aşıldığı ve hukuki tartışmalara neden olan bir uygulamadır (avmehmetgenc-com-orgut-kurma-sucu-ve-cezasi).