Bir kişinin, borçlu olduğu bir icra takibinden kurtulmak amacıyla, alacaklısının huzur ve sükununu bozacak şekilde ısrarla telefon etmesi, TCK m.123 kapsamında nasıl değerlendirilir? Yargıtay içtihatlarında 'hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması' ibaresinin bu tür eylemleri kapsayıp kapsamadığını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193029

Bu eylem, TCK m.123'teki suçun unsurlarını oluşturmaz. Suçun oluşması için aranan temel manevi unsur, 'sırf huzur ve sükununu bozmak maksadı'dır. Örnekteki eylemde failin amacı (saiki), mağdurun huzurunu bozmak değil, onu taciz ederek icra takibinden vazgeçmeye veya alacağından feragat etmeye zorlamaktır. Bu, farklı bir hukuki nitelik taşıyan ve başka suç tanımlarına (tehdit - TCK m.106, şantaj - TCK m.107 veya duruma göre görevi yaptırmamak için direnme - TCK m.265) girebilecek bir eylemdir. TCK m.123/1'deki 'hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması' ibaresi, kanunilik ilkesi gereği, tehdit veya şantaj gibi daha özel ve ağır suçları kapsayacak şekilde geniş yorumlanamaz. Bu ibare, genellikle tehdit veya cebir boyutuna varmayan, ancak ısrarlı yapıldığında rahatsızlık veren daha hafif eylemleri (sürekli kapı zilini çalmak, takip etmek vb.) kapsar. Failin amacı, mağdurdan bir menfaat temin etmek veya onu bir şey yapmaya/yapmamaya zorlamak ise, eylem TCK m.123'ün kapsamından çıkar ve daha özel suç tanımları altında değerlendirilir (kisilerin-huzur-ve-sukununu-bozma-sucu-ve-cezasi).