HMK m. 119'a göre dava dilekçesinde, 'iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği'nin belirtilmesi zorunludur. Bir avukatın, dilekçesinde bu kısmı boş bırakarak genel olarak 'her türlü yasal delil' yazması, dilekçenin HMK m.119 açısından eksik sayılmasına neden olur mu?
Bu durum, HMK'nın ruhu ve amacı açısından dilekçenin 'eksik' sayılmasına neden olabilir. HMK'nın bu düzenlemedeki amacı, 'somutlaştırma yükü'nü hayata geçirmektir. Yani, tarafların iddialarını soyut bir şekilde ileri sürmelerini değil, hangi iddiayı (vakıayı) hangi somut delile dayandırdıklarını en baştan açıklamalarını istemektir. Bu, davanın daha en başında çerçevesinin çizilmesini, karşı tarafın neye karşı savunma yapacağını bilmesini ve mahkemenin de hangi delilleri toplaması gerektiğini anlamasını sağlar. 'Her türlü yasal delil' gibi genel ve soyut bir ifade, bu amaca hizmet etmez. Yargıtay'ın ve istinaf mahkemelerinin son yıllardaki eğilimi, bu tür soyut ifadeleri yeterli görmeme yönündedir. Ancak uygulamada, mahkemeler bu eksiklik nedeniyle dilekçeyi doğrudan reddetmek yerine, genellikle 'ön inceleme' aşamasında, taraflara delillerini somutlaştırmaları için iki haftalık kesin bir süre verirler (HMK m.140/5). Eğer davacı bu süre içinde de hangi vakıayı hangi delille ispatlayacağını açıklamazsa, o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılabilir. Dolayısıyla, ilk başta ret sebebi olmasa da, ilerleyen aşamalarda hak kaybına yol açabilecek ciddi bir eksikliktir (asliye-hukuk-mahkemesi-gorevleri).