Bir ceza davasında, sanık müdafii olan avukatın, soruşturma aşamasında sanığın ifadesi alınırken hazır bulunduğu ve ifade tutanağında isminin geçtiği anlaşılmıştır. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin K.2015/2182 sayılı kararında, bu avukatın kovuşturma aşamasında 'tanık olarak dinlenmesi'nin bozma gerekçesi yapılmasının olası hukuki sebepleri neler olabilir?
Yargıtay'ın bu kararı, ilk bakışta gerekçesi anlaşılamayan ve tartışmalı bir karar gibi görünse de, olası hukuki sebepleri şunlar olabilir: 1) **Savunma Hakkının Zedelenmesi:** Avukatın, müdafiliğini yaptığı sanık aleyhine tanıklık yapması, CMK'nın ruhuna ve savunma mesleğinin doğasına aykırıdır. Avukat, sanığın sırdaşıdır ve onun aleyhine hiçbir faaliyette bulunmamalıdır. Mahkemenin, avukatı tanık olarak dinleyerek, onu sanığın aleyhine konuşmaya zorlaması, savunma hakkını ve avukat-müvekkil arasındaki güven ilişkisini temelden zedeler. 2) **Sır Saklama Yükümlülüğünün İhlali:** Avukatın, ifade sırasında sanıktan öğrendiği bilgiler, Avukatlık Kanunu m.36'ya göre sır kapsamındadır. Sanığın muvafakati olmadan bu konularda tanıklık yapamaz. Mahkemenin bu yasağa rağmen avukatı tanık olarak dinlemesi, mutlak bir hukuka aykırılık teşkil eder. 3) **Delillerin Kirlenmesi:** Avukatın tanıklığı, objektif bir görgüye değil, müvekkiliyle olan profesyonel ilişkisi sırasında edindiği bilgilere dayanacaktır. Bu, delilin güvenilirliğini ve objektifliğini şüpheli hale getirir. Yargıtay, bu gibi nedenlerle, bir kişinin hem müdafi hem de aynı olayın tanığı olamayacağı, bu iki rolün birbiriyle bağdaşmayacağı prensibinden hareketle, bu durumu bir bozma nedeni olarak görmüş olabilir (avukatin-baktigi-davada-taniklik-yapmasi).