Bir ceza davasında, sanığın fotoğrafından yapılan teşhis işleminin, hükme esas alınabilecek güvenilir bir delil sayılabilmesi için, bu işlemin hangi usuli güvenceler altında yapılması gerekir? Yargıtay'ın bu konudaki kriterleri nelerdir?
Yargıtay, fotoğraf üzerinden yapılan teşhis işlemini, tek başına mahkumiyete yeterli, güçlü bir delil olarak görmemekte ve bu işlemin hükme esas alınabilmesi için sıkı usuli güvenceler aramaktadır. Bu güvenceler ve kriterler şunlardır: 1) **Objektiflik ve Yanıltıcılıktan Uzak Olma:** Teşhisi yapacak kişiye sadece şüphelinin tek bir fotoğrafı gösterilmemelidir. Şüphelinin fotoğrafı, ona benzer fiziksel özelliklere sahip başka kişilerin fotoğraflarının da bulunduğu bir albüm (fotoğraf dizisi) içinde, herhangi bir yönlendirme yapılmadan gösterilmelidir. 2) **Tutanakla Belgeleme:** Teşhis işlemi, tüm detaylarıyla (ne zaman, nerede, kimlerin huzurunda yapıldığı, hangi fotoğrafların gösterildiği, teşhisi yapanın beyanları vb.) bir 'teşhis tutanağı' ile kayıt altına alınmalıdır. 3) **Müdafi Huzuru:** Özellikle soruşturma aşamasında, şüphelinin müdafiinin de teşhis işleminde hazır bulunması, işlemin güvenilirliğini artıran önemli bir güvencedir. 4) **Başka Delillerle Desteklenme:** Yargıtay, kural olarak, sadece fotoğraf teşhisine dayalı olarak mahkumiyet kararı verilmesini hukuka aykırı bulmaktadır. Teşhisin, mutlaka başka yan delillerle (tanık beyanları, HTS kayıtları, olay yeri inceleme bulguları vb.) desteklenmesi gerekir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin E:2017/2222 sayılı kararında da, şüphelilerin kollukta müdafisiz yaptıkları fotoğraf teşhislerinin tek başına yeterli olmadığına işaret edilmiştir (ceza-muhakemesi-kanunu-148-madde-cmk).