Anayasa m.125'e göre 'idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır' hükmü, Bakanlar Kurulu'nun (veya Cumhurbaşkanı'nın) 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesine göre aldığı 'acelelik kararı'nın yargısal denetiminin de mümkün olduğunu gösterir. Bu denetimi yapmaya görevli mahkeme neresidir ve bu kararın, kamulaştırma işleminin kendisinden ayrı bir idari işlem olmasının önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193017

'Acelelik kararı', kamulaştırma işleminin 'nasıl' yapılacağını belirleyen, yani olağan usul yerine istisnai acele usulün uygulanmasına izin veren, kamulaştırma işleminden ayrı ve onun öncülü olan bir idari işlemdir. Anayasa m.125 gereği, bu karar da yargısal denetime tabidir. Bu denetimi yapmaya görevli mahkeme, Danıştay Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulu (yeni sistemde Cumhurbaşkanı) kararlarına karşı ilk derece mahkemesi olarak 'Danıştay'dır. Bu kararın, kamulaştırma işleminin kendisinden ayrı bir işlem olmasının önemi şudur: Bir acele kamulaştırma işleminde hukuka aykırılık iddiası iki farklı nedene dayanabilir: 1) Acelelik kararının kendisi hukuka aykırıdır (örn: aceleliği gerektiren bir durum yoktur, karar keyfidir). 2) Kamulaştırma kararının kendisi hukuka aykırıdır (örn: kamu yararı yoktur, bedel tespiti yanlıştır). Birinci iddia için Danıştay'da, ikinci iddia için ise taşınmazın bulunduğu yer 'İdare Mahkemesi'nde dava açılması gerekir. Ancak metinde de belirtildiği gibi, uygulamada Danıştay, bu davaların bir bütün olduğu gerekçesiyle, idare mahkemesindeki davayı da kendi bünyesine alarak birlikte görme eğilimindedir. Eğer Danıştay, dayanak olan 'acelelik kararı'nı iptal ederse, bu karara dayanılarak yapılan kamulaştırma işlemi de hukuki dayanaktan yoksun kalacağı için iptal edilir (acele-kamulastirma-karari-nedir-itiraz-ve-iptal-davasi).