Bir uyuşturucu ticareti soruşturmasında, kolluk görevlilerinin, 'alıcı' rolüne girerek şüpheliden uyuşturucu madde satın alması eylemi, Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin K.2019/4140 sayılı kararında neden 'gerçek anlamda bir alım-satım' olarak kabul edilmemiştir? Bu durumun, zincirleme suç (TCK m.43) hükümlerinin uygulanması üzerindeki etkisi nedir?
Bu eylemin 'gerçek anlamda bir alım-satım' olarak kabul edilmemesinin nedeni, kolluk görevlilerinin amacının uyuşturucu maddeyi temin etmek veya ticari bir kazanç sağlamak değil, 'suçu ve faili tespit etmek', yani 'delil elde etmek' olmasıdır. Kolluk görevlisi, CMK'nın verdiği delil toplama yetkisi çerçevesinde, adli bir görev ifa etmektedir. Bu, 'kışkırtıcı ajan' faaliyetinden farklı olarak, zaten suç işleme iradesine sahip olan failin eylemini ortaya çıkarmaya yönelik bir yöntemdir. Yargıtay'ın kararında, kolluğun bu şekilde birden fazla kez uyuşturucu alması durumunda, her bir alım eyleminin ayrı bir 'uyuşturucu madde satma' suçu oluşturmayacağı belirtilmiştir. Çünkü amaç, delil elde etmektir. Bunun zincirleme suç (TCK m.43) hükümlerinin uygulanması üzerindeki etkisi şudur: Sanığın, kolluğa birden fazla kez satış yapması, 'tek bir suç işleme kararı'nın icrası kapsamında farklı zamanlarda işlenen eylemler olarak görülmez. Tüm bu satışlar, tek bir soruşturma faaliyetinin parçası olarak, sanığın 'satmak için uyuşturucu madde bulundurma veya satma' suçunu (tek bir fiil) işlediğini kanıtlayan deliller olarak değerlendirilir. Bu nedenle, sanığın cezası, birden fazla satış yaptığı gerekçesiyle TCK m.43 uyarınca artırılamaz. Fail, tek bir uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılır (teknik-takip-ve-fiziki-takip-nedir).