Bir sağlık kurulu raporuna, raporu talep eden kurum tarafından, 'rapordaki engel oranının, kişinin fiili durumuyla açıkça çeliştiği' gerekçesiyle itiraz edilmesi, idare hukukundaki 'kamu yararı' ilkesi ile nasıl bir ilişki içindedir?
Bu durum, 'kamu yararı' ilkesinin somut bir uygulamasıdır. Kamu kurumları, yürüttükleri işlemlerde kamu kaynaklarını doğru, verimli ve hukuka uygun kullanmakla yükümlüdür. Engelli bireylere tanınan haklar (erken emeklilik, vergi indirimleri, engelli kadrosuna atanma vb.), kamu kaynaklarıyla finanse edilen ve sosyal devlet ilkesinin bir gereği olan pozitif ayrımcılık uygulamalarıdır. Eğer bir kişi, gerçeği yansıtmayan veya hatalı bir sağlık kurulu raporuyla, aslında hak etmediği bir haktan yararlanırsa, bu durum kamu kaynaklarının haksız ve usulsüz kullanılmasına, yani 'kamu zararına' yol açar. Raporu talep eden kurumun, rapordaki bariz bir hataya veya çelişkiye itiraz etmesi, bu potansiyel kamu zararını önlemeyi, hakların sadece gerçek hak sahipleri tarafından kullanılmasını sağlamayı ve böylece 'kamu yararını' korumayı amaçlayan bir denetim mekanizmasıdır. Bu, idarenin kendi işlemlerinin hukuka uygunluğunu ve doğruluğunu gözetme yükümlülüğünün bir parçasıdır (saglik-kurulu-raporuna-itiraz-heyet-raporunu).