Bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde, vaat borçlusunun (satıcının) borcunu ifa etmemesi (tapuyu devretmemesi) nedeniyle vaat alacaklısının (alıcının) talep edebileceği 'müspet zarar'ın kapsamına, taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri dışında, bu taşınmazı alamaması nedeniyle kaçırdığı kar fırsatları (örneğin, daha yüksek bir fiyata satma imkanı) da girer mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193011

Teorik olarak, müspet zararın kapsamına, alacaklının malvarlığında meydana gelen fiili azalmanın (yoksun kalınan değer) yanı sıra, borç ifa edilseydi elde edeceği 'mahrum kalınan kâr' da girer. Ancak, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ihlali durumunda, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması, müspet zararı genellikle taşınmazın 'dava tarihindeki rayiç değeri' ile sınırlamaktadır. Alıcının, 'ben bu taşınmazı alsaydım, şu kişiye daha yüksek bir fiyata satacaktım, bu karı kaçırdım' şeklindeki bir talebinin kabul edilmesi, pratikte oldukça zordur. Çünkü bu tür bir 'kar fırsatı'nın ispatı, spekülatif olmaktan öteye geçmeli ve çok somut delillere dayanmalıdır. Alıcının, gerçekten de bu taşınmaz için yapılmış, bağlayıcı ve kaçırılmış bir satış teklifi olduğunu kanıtlaması gerekir ki bu da nadiren mümkündür. Genel kural, zararın somut ve kanıtlanabilir olmasıdır. Taşınmazın rayiç değeri, somut ve objektif bir zarar kalemidir. Kaçırılan kar fırsatı ise genellikle soyut ve spekülatif kaldığı için, Yargıtay bu tür taleplere ihtiyatla yaklaşır ve genellikle tazminat miktarını, taşınmazın dava/ifa imkansızlığı tarihindeki rayiç değeri ile sınırlar (hmk-madde-269-bilirkisilik-gorevinin-kapsami).