5271 sayılı CMK'nın 160. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısının 'maddî gerçeğin araştırılması' görevi, sadece şüphelinin aleyhine olan delilleri toplamayı mı kapsar? Bu görevin, 'adil yargılanma hakkı' ve 'silahların eşitliği' ilkesi açısından önemini açıklayınız.
Hayır, kapsamaz. CMK m.160/2, bu konuda çok açık bir hüküm içermektedir: 'Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla yükümlüdür.' Bu hüküm, Cumhuriyet savcısının soruşturma evresindeki rolünün, sadece bir 'iddia makamı' olmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda 'kamu adına gerçeği araştıran' bir yargı merci olduğunu vurgular. Bu görevin 'adil yargılanma hakkı' ve 'silahların eşitliği' ilkesi açısından önemi şudur: Soruşturma aşamasında, şüpheli ve müdafii, iddia makamı (savcılık ve emrindeki kolluk) kadar geniş delil toplama imkanlarına sahip değildir. Eğer savcı, sadece aleyhe olan delilleri toplarsa, şüphelinin lehine olan deliller kaybolabilir veya hiç ortaya çıkmayabilir. Bu durum, kovuşturma aşamasına geçildiğinde, taraflar arasındaki 'silahların eşitliği' ilkesini temelden bozar. Savcının, lehe olan delilleri de (örn: şüphelinin olay anında başka yerde olduğunu gösteren bir kamera kaydı, şüphelinin masumiyetini destekleyen bir tanık beyanı) toplama ve dosyaya koyma yükümlülüğü, soruşturmanın objektifliğini ve adil yargılanma hakkını güvence altına alan en önemli mekanizmalardan biridir (teknik-takip-ve-fiziki-takip-nedir).