Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda (TCK m.109), mağdurun 15 yaşını tamamlamış bir 'sezgin küçük' olması ve kendi rızasıyla faille birlikte gitmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2008/253, K. 2008/52 sayılı kararında neden hukuka uygunluk sebebi olarak kabul edilmiştir? Bu durumun, mağdurun 15 yaşından küçük olması halinden farkı nedir?
YCGK'nın bu kararında, 15 yaşını tamamlamış 'sezgin' bir küçüğün rızasının hukuka uygunluk sebebi olarak kabul edilmesinin temelinde, TCK m.26/2'de düzenlenen 'ilgilinin rızası' kurumu ve Medeni Kanun'daki 'ayırt etme gücü' kavramı yatar. 15 yaşını tamamlamış ve eylemin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine (sezginlik/ayırt etme gücü) sahip bir küçüğün, kendi hürriyeti üzerinde tasarrufta bulunabileceği kabul edilir. Eğer bu küçük, cinsel amaçlı da olsa, cebir, tehdit veya hile olmaksızın, kendi hür iradesiyle faille birlikte gitmişse, onun bu geçerli rızası, failin eylemini suç olmaktan çıkarır ve hukuka uygun hale getirir. Bu durumun, mağdurun 15 yaşından küçük olmasından temel farkı şudur: Kanun koyucu, 15 yaşını tamamlamamış küçüklerin, cinsel konularda veya hürriyetlerini kısıtlama konusunda sağlıklı bir iradeye sahip olamayacaklarını, rızalarının hukuken geçersiz olduğunu bir 'karine' olarak kabul eder. Bu nedenle, 15 yaşından küçük bir çocuğu, rızasıyla bile olsa alıkoymak, TCK m.109'daki suçu oluşturur. 15 yaş, bu konuda bir nevi 'mutlak rıza ehliyeti' sınırı olarak görülmektedir. 15 yaşını tamamlamışlarda ise rızanın geçerliliği, ayrıca küçüğün 'sezgin' olup olmadığına, yani olayın anlam ve sonuçlarını kavrayıp kavrayamadığına bağlıdır (kisiyi-hurriyetinden-yoksun-kilma-sucu).