Bir kişinin, komşusunun evinden sürekli ve yüksek sesle müzik dinlemesi nedeniyle TCK m.123'ten (Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma) şikayetçi olması durumunda, bu eylemin aynı zamanda 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36. maddesindeki 'Gürültü' kabahatini de oluşturması, hangi fiilin uygulanacağı sorununu nasıl ortaya çıkarır? 'Fikri içtima' kuralları bu durumda nasıl işler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193001

Bu durum, bir fiilin hem bir suç hem de bir kabahat tanımına uyduğu, 'görünüşte içtima' hallerinden biridir. Bu sorunun çözümünde, ceza hukukundaki 'özel normun önceliği' (lex specialis) ve 'tüketen-tükenen norm' ilişkisi ilkeleri uygulanır. TCK m.123'teki 'kişilerin huzur ve sükununu bozma' suçu, Kabahatler Kanunu'ndaki 'gürültü' kabahatine göre daha özel bir normdur. Çünkü suçun oluşması için sadece gürültü yapmak yetmez; buna ek olarak 'ısrar' ve 'sırf huzur ve sükunu bozma özel kastı' gibi ek unsurlar aranır. Eğer bir eylem, bu özel unsurları taşıyarak suçu oluşturuyorsa, daha genel bir düzenleme olan kabahat hükmü uygulanmaz; fail sadece suçtan cezalandırılır. Bu, TCK m.44'teki fikri içtima kuralının bir yansımasıdır; bir fiille birden fazla farklı suç (veya suç ve kabahat) ihlal edilirse, en ağır cezayı gerektiren hüküm uygulanır. Eğer eylem, ısrar veya özel kast unsurlarını taşımıyorsa (örn: bir defaya mahsus yüksek sesle müzik dinleme), o zaman suç oluşmaz ve sadece Kabahatler Kanunu'ndaki gürültü kabahati nedeniyle idari para cezası uygulanır. Yani, suçun unsurları oluşmuşsa, suç kabahati tüketir (kisilerin-huzur-ve-sukununu-bozma-sucu-ve-cezasi).