HMK m. 286'da (eski HUMK) bilirkişi raporunun hakimi bağlamayacağı düzenlenmişken, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E:2015/18796 sayılı kararında olduğu gibi, mahkemenin 'yeterli olmayan' bir bilirkişi raporuna dayanarak karar vermesi neden bir bozma sebebi sayılmaktadır? Hakimin takdir yetkisinin sınırı nedir?
Bilirkişi raporunun hakimi bağlamaması (HMK m.282), hakimin raporu 'keyfi olarak' yok sayabileceği veya 'yetersiz' bir rapora dayanarak hüküm kurabileceği anlamına gelmez. Hakimin takdir yetkisinin sınırı, 'gerekçeli karar hakkı' (Anayasa m.141, HMK m.297) ve 'hukuki dinlenilme hakkı' (HMK m.27) ile çizilmiştir. Yargıtay'ın kararda raporu 'yeterli bulmamasının' nedeni, raporun 'açık, anlaşılır ve Yargıtay denetimine elverişli' olmamasıdır. Bir bilirkişi raporunun hükme esas alınabilmesi için, ulaşılan sonucun hangi bilimsel ve teknik verilere, hangi hesaplama yöntemlerine dayandığını, tarafların itirazlarını nasıl karşıladığını açık ve anlaşılır bir dille ortaya koyması gerekir. Hakim, içeriği anlaşılamayan, varsayımlara dayalı, gerekçesiz veya çelişkili bir raporu hükmüne dayanak yapamaz. Yaparsa, kararı 'gerekçesiz' veya 'eksik incelemeye dayalı' hale gelir. Hakimin takdir yetkisi, ancak sağlam, denetlenebilir ve çelişkiden arındırılmış bir rapora dayanarak, onu diğer delillerle birlikte değerlendirme noktasında ortaya çıkar. Yetersiz bir rapora dayanmak, takdir yetkisi değil, eksik incelemedir (hmk-madde-269-bilirkisilik-gorevinin-kapsami).