Bir avukatın, Avukatlık Kanunu m.36'daki sır saklama yükümlülüğünün, aynı Kanun'un 13. maddesindeki 'yasak haller' ile ne gibi bir ilişkisi vardır? Her iki düzenlemenin de ortak amacını 'mesleğin saygınlığı' ilkesi açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192996

Her iki düzenleme de avukatlık mesleğinin temelini oluşturan 'güven' ilişkisini ve 'mesleğin saygınlığını' korumayı amaçlayan, ancak farklı yönlerden işleyen kurallardır. - **Sır Saklama (m.36):** Bu yükümlülük, avukat ile müvekkil arasındaki 'bireysel güven' ilişkisinin temelidir. Müvekkilin, aleyhine kullanılacağı endişesi olmadan, davasıyla ilgili her türlü bilgiyi avukatına rahatça anlatabilmesini sağlar. Bu, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasının ön şartıdır. Bu sırrın korunması, mesleğe duyulan genel güveni ve saygınlığı artırır. - **Yasak Haller (m.13):** Bu düzenleme ise, avukatın yargı sistemindeki 'kamusal rolü' ve 'tarafsızlık algısı' ile ilgilidir. Avukatın, yakın akrabası olan bir hakimin/savcının davasına bakması yasağı, yargılamanın adil ve tarafsız olduğuna dair 'toplumsal güveni' ve 'mesleğin saygınlığını' korumayı hedefler. **Ortak Amaç:** Her iki kural da, avukatın sadece müvekkilinin bir temsilcisi olmadığını, aynı zamanda yargının kurucu bir unsuru olduğunu ve bu nedenle hem bireysel (müvekkil) hem de toplumsal (kamuoyu) güveni tesis etmek ve korumakla yükümlü olduğunu vurgular. Sır saklayamayan veya tarafsızlığına gölge düşüren bir avukatlık mesleği, saygınlığını yitirir. Bu nedenle her iki düzenleme de mesleğin onurunu ve saygınlığını korumanın temel sütunlarıdır (avukatin-baktigi-davada-taniklik-yapmasi).