6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da, ayıplı maldan sorumluluk için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin, satıcının 'ağır kusuru veya hilesi' ile ayıbın gizlenmesi durumunda uygulanmamasının (TKHK m.12/3) hukuki mantığı nedir?
Bu düzenlemenin hukuki mantığı, 'hakkın kötüye kullanılması yasağı' (TMK m.2) ve 'kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı' (fraus omnia corrumpit) şeklindeki genel hukuk ilkelerine dayanır. Zamanaşımı kurumu, hukuki güvenliği sağlamak ve borçluları süresiz bir dava tehdidi altında bırakmamak için vardır. Ancak, satıcı, maldaki ayıbı bilerek ve kasıtlı olarak tüketiciden gizlemişse (hile) veya bu ayıbın ortaya çıkması satıcının umursamazlığı, özensizliği gibi ağır bir kusurundan kaynaklanıyorsa, bu durumda satıcı, zamanaşımı savunmasının arkasına sığınarak sorumluluktan kurtulamaz. Çünkü kendisi, dürüstlük kuralına aykırı davranarak tüketicinin ayıbı zamanında fark etmesini engellemiştir. Kanun koyucu, bu kötü niyetli veya ağır kusurlu davranışı 'cezalandırarak' ve zamanaşımı güvencesinden mahrum bırakarak, dürüst satıcı ile hilekar satıcı arasında bir ayrım yapmış ve tüketicinin korunması ilkesini daha üstün tutmuştur. Bu durumda tüketici, 2 yıllık süre geçmiş olsa bile dava açma hakkına sahip olur (ayipli-mal-ve-ayipli-hizmet-halinde-tuketicinin-haklari).