5271 sayılı CMK'da 'teknik takip' veya 'fiziki takip' şeklinde bir tanımlama olmamasına rağmen, bu kavramların Yargıtay içtihatları ve uygulamayla içerik kazanmasının, hukukun dinamik yapısı ve kanunilik ilkesi arasındaki ilişki açısından önemini tartışınız.
Bu durum, hukukun, özellikle de ceza muhakemesi hukukunun, teknolojik ve toplumsal gelişmelere paralel olarak dinamik bir yapıya sahip olduğunu gösterir. CMK, temel koruma tedbirlerini (iletişimin denetlenmesi, teknik araçlarla izleme, gizli soruşturmacı) düzenlemiş, ancak soruşturma makamlarının delil toplarken kullanabileceği tüm metodolojiyi (izleme, takip etme, gözlemleme) detaylandırmamıştır. Yargıtay, CMK m.160'daki 'işin gerçeğini araştırma' genel yetkisi ile CMK m.135-140'daki özel koruma tedbirleri arasında bir ayrım yaparak bu boşluğu doldurmuştur. 'Fiziki takip' kavramı, genel soruşturma yetkisi kapsamında, temel haklara ağır müdahale içermeyen izleme faaliyetlerini; 'teknik takip' kavramı ise, kanunda özel olarak düzenlenmiş ve hakim kararı gibi sıkı şartlara bağlanmış, teknoloji destekli ve özel hayata müdahale eden tedbirleri ifade etmek için içtihatla yaratılmıştır. Bu durum, 'kanunilik ilkesi' ile bir gerilim yaratma potansiyeli taşır. Ancak Yargıtay, bu ayrımı yaparken, temel haklara müdahalenin sınırını yine kanunda (Anayasa ve CMK) arayarak kanunilik ilkesine bağlı kalmaya çalışmaktadır. Yani, bir faaliyet özel hayata müdahale ediyorsa (teknik takip), bunun mutlaka kanuni bir dayanağı (CMK m.135-140) olması gerektiğini vurgulayarak, kanunilik ilkesinin özünü korumaktadır. Bu, içtihatların, kanunu statik bir metin olmaktan çıkarıp, değişen koşullara yorum yoluyla adapte etmesinin bir örneğidir (teknik-takip-ve-fiziki-takip-nedir).